right gif

YANGIN GÜVENLİĞİ İLE ATEŞİN KONTROL EDİLMESİ

İlk çağlardan günümüze insanlığın bugünkü uygarlık düzeyine ulaşmasında, ateşin insanlar tarafından kullanılmaya başlanması önemli bir gelişmedir. İnsanlar 4000 yıldır insanlığın hizmetinde olan ateşin, ısı ve ışık enerjisinden yararlanmışlar, ateşi kontrol altında tutabildikleri sürece, kendilerine fayda sağlamışlardır. Yangın çıkmasına neden olan şey, kaza veya kasti sebeplerle ateşin kontrol edilememesinden kaynaklanır. İnsanlar için hep bir tehdit unsuru olan ateşin zararlı bir sonucu olan yangındır. Şehirleri ve yapıları büyük hasarlara uğratan veya yok eden afetlerin içerisinde yangın önemli bir yer tutmaktadır. O yüzden yangın güvenliği ve tedbirleri her zaman önemli bir husustur.  

Neolitik devirde, Anadolu'nun en eski yerleşim birimlerinde, yangının kontrol altında tutulması önemli bir konuydu. Bunun için o devirde bil ocaklar kapalı mekânların dışında inşa edilmiştir. Sıradan da olsa böyle bir tedbir ilk yangın güvenlik önlemleri arasında sayılabilir. Demirin yapı malzemesi olarak kullanılması yanmaz niteliğinden dolayı ortaya çıkmıştır. Ancak gelinen noktada yanmaz değil yangına dayanıklı malzeme konusu gündeme gelmiştir. 

Büyük Londra Yangını 1666 yılında meydana gelmesiyle yangına karşı güvenlik gelişiminde değişimler olmuştur. Bunların kapsamında yangını yavaşlatıcı önlemlerin dışında, uyarı sistemleri ve kullanılan yapı malzemelerinde değişimler gündeme gelmiştir.

Yangın güvenliği kapsamında yaşanan tecrübelerle hiçbir binanın tamamen yanmaz olamayacağı ortaya çıkmıştır. Ancak belli bir süre yangına karşı dayanabileceği anlaşılmış ve bundan sonra bu dayanım süresinin daha uzun tutulabilmesi yönünde çalışmalar geliştirilerek yapı tekniğinde farklı noktalara yönelinmiştir.

Yanmazlık kavramı yerine 20. yüzyılın başlarında yangına dayanım kavramı gündeme gelmiştir.  Yapıda enerji kullanımı ve insan sayısı artması uygarlık düzeyinin yükselmesiyle birlikte olmaya başlamıştır.

Binalardaki gelişim yapılarda yangın çıkma riskini de yükseltmiştir. Binalarda yangın tehlikesini bertaraf edebilmek için yapı tasarımında, yangın güvenliğini sağlayacak kriterleri uygulama zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Yangın güvenliği yapıyı tasarlayan mimarın varmak istediği tek hedef değildir. Estetik, işlevsel, teknolojik ve ekonomik hedeflerle birlikte yangın güvenliğinin bir bütün oluşturacak şekilde düşünülmesi, başarılı bir yapı tasarımını ortaya çıkarmaktadır.

19. yüzyıldan başlayarak, şehir içindeki arsa değerlerinin artması, çok katlı binalara da yansımış, bunların sayısında da artış görülmüştür. Arsalardan daha verimli yararlanmak için, kat yükseklikleri artmış ve oda boyutları küçülmüş, binalar kompakt hale gelmiştir. Bu durum daha çok kişinin daha küçük mekanlarda yaşaması sonucunu doğurmuş ve yangın sırasında güvenlikleri tehlikeye altına girmiştir. 20.yy da yüksek yapıların sayıları hızla artmış ve beraberinde çözülmesi gereken sorunları da getirmiştir.